Image default
Psikoloji Röportaj

Sosyal Medya Bağımlılığı Beğenildikçe Artıyor!

Sosyal Medya Bağımlılığı Beğenildikçe Artıyor!

4.Uluslararası İletişim Günleri’nde, Sosyal Medya bağımlılığı ve dijital ortama bağımlılık konusu nörobilim, psikoloji ve etik açılardan ele alındı. Bağımlılık sürecindeki en temel etkenin haz almak olduğunun vurgulandığı programda Yrd.Doç.Dr.Onur Noyan “Ne kadar çok fav/retweet yapmak o kadar çok haz, ne kadar çok beğeni yapmak ve beğeni almak o kadar çok haz ve bağımlılık sarmalı oluşturuyor.” diye konuştu.

sosyal medya bağımlılığı

4.Uluslararası İletişim Günleri ‘nde “dijital bağımlılık” konusu nörobilim, psikoloji ve etik açılardan ele alındı.

Psikiyatrist Prof.Dr.Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında Dr.Gerald Moore’un yapacağı sunumda ele alacağı dopamin maddesinin beynin haz maddesi olduğunu hatırlatarak “Dopaminin iletişimin konusu olması, iletişimin nörobilim ile birleşmesi aslında bilimin geleceğini de görmektir, yakalamaktır. Şu anda haz peşinde koşan bir insanlık mı var, yoksa haz bağımlılığı mı oluşuyor, ya da  insanın yaşama amacı değişti mi, insan ne için yaşıyor, bunlar popüler kültürde yapılan tartışmalar. ” dedi.

Sosyal Medya Kullanımı insanlarla ilişkilerimizden tutun, aile, eş, sevgili, vb herkesle iletişimimizi çok büyük ölçüde etkiliyor.. özellikle aşk konusundaki ilişkilerimizi aşırı derecede etkilemekte..

İlişkilerinizin bozulmasını önlemek için  Sosyal Medya’nın ilişkilere Olumsuz Etkileri ‘ni okumalısınız..

sosyal medya

İnternet Olmayan Ortam Kişiyi Krize Sokuyorsa Bağımlılık Başlamış Demektir.

Sosyal davranış bakımından kuşakların iyi analiz edilmesi gerektiğini, ve analiz edilmesi gereken konulardan birinin de özellikle dijital bağımlılık olduğunu belirten Tarhan, “İnternet kuşağının risklerinden bir tanesi de, teknolojinin beyindeki ödül ceza sistemini bozması ve bağımlılık yapmasıyla çok yakından alakalı. Beyindeki ödül ceza sistemi haz duygusu ile alakalı. Haz alma duygusunun temel maddesi de dopamin ve dopamini artıran şeyler. Bu Bağımlılığa ise ödül yetmezliği sendromu deniyor. İnternet ve Sosyal Medya da insanlarda tıpkı madde gibi ödül yetmezliği yapıyor, internetin ve özellikle Sosyal Medya ‘nın olmadığı bir ortamda kişi krize giriyorsa eğer ve günlük işlerini aksatıyorsa bağımlılık başlamış demektir” dedi.

Dijitalleşmenin iletişim ve psikolojik boyutunu tartışıyoruz

Prof.Dr.Nazife Güngör ‘de bu yıl ki İletişim Günleri’nde dijital bağımlılığı ele aldıklarını belirterek “Dijital; Bağımlılık mıdır  yoksa bağlılık mıdır, ya da özgürlük müdür, sınırlılık mıdır bunun cevabını bulmak için tartışacağız. Konunun iki boyutu bulunuyor, biri iletişimsel boyutu diğeri ise psikolojik boyutu. Bu sene kapsamı genişlettik” dedi. Güngör, önümüzdeki yıllarda sosyolojik, kültürel, sağlık bilimleri boyutlarıyla tartışmaya açacaklarını söyledi.

Nefret Ediyorlar Ama Yine de Aynı Şeyi Tekrar Ediyorlar

Prof.Dr.Sevil Atasoy’un yaptığı “Dijital Medya Çağı ve Sosyal Medya ‘ya Bağımlılık” başlıklı oturumda konuşan Durham Üniversitesinden Dr.Gerald Moore, “Bozukluk Dengesizlik ve Dopamin Etkisi: Teknoloji insanlar arasında Her Zaman Bağımlılık Yapmıştır, Dijital Medya Neden Farklı Olsun ki?” başlıklı sunumunda ilginç tespitlere işaret etti.

Sosyal Medya Bağımlılığı ve dopamin ilişkisi üzerinde duran Dr. Gerald Moore, bağımlılıkta beynin neden daha fazla istediğini şöyle açıkladı: “Biz ne zaman keyif ve heyecan hali yaşıyorsak beyinde yüksek seviyede dopamin salgılanıyor. Dopamin haz alınan o hareketin devamının yapılmasını sağlıyor. Bize haz veren bir davranışı devamlı tekrarlayarak yaptığımız zaman, dopamin seviyemiz yükselmeye başlıyor ve o seviyenin hep korunması veya da yükseltilmesi adına o harekete devam edilmesi gerekiyor. Kişi aslında yaptığı şeyden nefret ediyor, sevmiyor yaptığı şeyi, ancak dopamin salgısı o kadar yüksek seviyede olduğu için aynı davranışı tekrarlatıyor. Biz yıllardır bağımlı olan insanların o hareketi ya da davranışı hep hoşlandıkları için yaptıklarını zannediyorduk fakat işin aslında dopaminle ilgili olduğu anlaşıldı” dedi.

Teknolojiyi kim icat ettiyse o kullanır

Türkiye’de iletişim bilimin kurucu isimlerinden Prof.Dr.Korkmaz Alemdar ise “Geleneksel Medyadan Dijital Medyaya İletişim Bilimlerinin Serüveni” başlığı olan sunumunda yeni teknolojileri üreten ülkeler bu teknolojinin kullanılması konusunda da söz sahibi olduğunu dile getirip “Bu aracı kim icat ettiyse, mucidi kimse bu aracın o kullanır, kim bunu yarattıysa ve denetliyorsa o kullanır” dedi. Hiçbir dönemde hiçbir devletin kendi yarattığı olanakları titizlikle korumanın dışında hiçbir şey yapmadığını belirterek “O nedenle bu gerçekleri yan yana koyduğumuz zaman; Adına “iletişim bilimleri” dediğimiz bilimin, gerçekten de gelişmesini istiyorsak tarihinin ortaya çıkmasını ve gelişmesini ve neyin neden yapıldığı konusunun aydınlatılmasına mecburuz.” diye konuştu. Alemdar, genç iletişimcilere mutlaka kendi tarihimizi ve geçmişimizi öğrenmelerini özellikle tavsiye etti.

İçe dönük ve yalnız olmak bağımlılığı artıran en büyük faktör

Sosyal Medya ve Dijital Bağımlılığın Psikolojik Boyutu” başlıklı ikinci oturumda da Yrd.Doç.Dr.Alptekin Çetin, Yrd.Doç.Dr.Cemal Onur Noyan, Uzman Klinik Psikolog Aslı Başabak Bhais önemli tespitlerde bulundu. Doç.Dr.Gül Eryılmaz’ın moderatörlk yaptığı oturumda konuşan Yrd. Doç. Dr.Onur Noyan, internet ve sosyal medya bağımlılığı yerine “kullanım bozukluğu” ifadesini kullandıklarını ve kullanım bozukluğu sebebiyle kişinin zaman algısında bozulma olduğunu, ve özellikle geceleri akıllı telefon kullanımı ile birlikte uyku kalitesinin de bozulduğuna dikkat çekti.

Yapılan bir araştırmada %40 oranında bireyin gece uykudan uyanıp maillerini kontrol ettiğinin tespit edildiğini belirten Noyan, “Kişilik özellikleri içe dönük ve yalnız olanlar sosyal medyada dijital bağımlılığı artıran bir faktör. Bağımlılık sürecindeki en temel neden haz almak, sosyal medya sitelerine girmek daha faza haz almamızı sağlıyor ve tekrar tekrar girmenize sebep oluyor. Arkadaşlar en büyük etken onların neler yaptığını merak ediyoruz. Bu özellikler insanları sosyal medya ‘ya daha yatkın hale getiriyor. İnternet aktif bir eğlencedir. Süreci siz yönetirsiniz. Mesela örnek verirsek; oyunda başarılı olduğunuz zaman, süreci siz yönetirsiniz, sosyal medyada bir şey paylaştığınız zaman; birileri beğenir ve yorum yapar. Ödül budur. Seçeneğin çok olması ödülü artırır. Bu nedenle sosyal medyada sürekli bir şey paylaşırız. Ne kadar çok fav/retweet yapmak o kadar çok haz, ne kadar çok beğeni yapmak ve beğeni almak o kadar çok haz ve bağımlılık sarmalı oluşturuyor.” diye konuştu.

Uzm.Klinik Psikolog Aslı Başabak Bhais; internet bağımlılığının hem yetişkinlerde hem de ergenlerde artış olduğuna dikkat çekerek “İnternet ile ne kadar temasta olduğunuzu fark edip, gün içinde internette en çok vakit geçirdiğiniz uygulamaları belirleyin ve geçirdiğiniz zamanı sınırlayın. Yazılı iletişim kurmak yerine insanları arayın” tavsiyesinde bulundu.

Pelin Çift: “Kendinize İnanın ve Asla Yılmayın”

İletişim Günleri, Pelin Çift’i de ağırladı. Prof.Dr.Sinan Canan ile bir söyleşi gerçekleştiren Pelin Çift, mesleğine adım atarken yaşadığı deneyimleri paylaşarak “Kesinlikle bir hedefiniz olsun, özellikle iletişim fakültesinde okuyan kişiler mezun olmayı beklemeden çalışsınlar. Önce kendinize inanın ve asla vazgeçmeyin, sonuna kadar güveneceğiniz yol arkadaşınız olsun” tavsiyesinde bulundu.

İletişim Fakültesi öğrencilerinin modern dans gösterisi ilgiyle izlendi. ve iki gün süren etkinlikte ödül almış kısa filmlerin gösterimi de gerçekleştirildi..

Lütfen Konuya Oy Verin
[Toplam: 2 Average: 5]

ilgili Diğer Konular

1 Yorum

Konu Hakkında Bir Yorum Yazar mısın Lütfen :)